Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 9
» Son Üye: The END
» Toplam Konular: 1,285
» Toplam Yorumlar: 1,287

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 3 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 3 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
ŞİİRLER
Forum: Kendini Tanıt
Son Yorum: wiper
14-04-2018, Saat: 20:48
» Yorumlar: 0
» Okunma: 9
NÂS SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:56
» Yorumlar: 0
» Okunma: 21
FELÂK SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:56
» Yorumlar: 0
» Okunma: 21
İHLÂS SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:55
» Yorumlar: 0
» Okunma: 13
TEBBET SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:55
» Yorumlar: 0
» Okunma: 11
NASR SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:55
» Yorumlar: 0
» Okunma: 13
KÂFİRÛN SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:55
» Yorumlar: 0
» Okunma: 11
KEVSER SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:54
» Yorumlar: 0
» Okunma: 11
MÂÛN SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:54
» Yorumlar: 0
» Okunma: 14
KUREYŞ SÛRE-İ ŞERİF'İ
Forum: Ayetler
Son Yorum: Bunalım
12-04-2018, Saat: 22:54
» Yorumlar: 0
» Okunma: 13

 
  KIYÂMET SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:44 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(75. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 40 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Kıyamet gününe andolsun!

2. Kendisini alabildiğine kınayan nefse andolsun!

3. İnsan, kemiklerini toplayamayacağımızı mı sanıyor?

4. Evet, biz onun parmak uçlarını bile derleyip eski haline getirmeye kâdiriz.

5. Fakat insan, ileriye doğru devamlı suç işlemek (ömrünü günahla geçirmek) ister.

6. "Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar.

7. Göz kamaştığı,

8. Ay tutulduğu,

9. Güneşle ay bir araya getirildiği zaman!

10. İşte o gün insan: "Kaçacak yer neresi?" der.

11. Hayır hayır!.. Sığınılacak bir yer yoktur!

12. O gün varıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.

13. O gün insana, yaptığı ve yapmayıp geri bıraktığı her şey haber verilir.

14. İnsan artık kendi kendisinin şâhididir.

15. İsterse günahlarını örtmek için özürlerini sayıp döksün.

16. Resulüm! Onu hemen ezberlemek için acele ederek dilini kıpırdatma.

17. Şüphesiz ki onu (ezberinde) toplamak ve okutmak bize âittir.

18. O halde biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.

19. Sonra onu açıklamak bize âittir.

20. Hayır, hayır! Siz çarçabuk geçen dünyayı seviyorsunuz.

21. Ve ahireti bırakıyorsunuz.

22. Nice yüzler vardır ki o gün ışıl ışıl parlar.

23. Rablerine bakarlar.

24. Nice yüzler de vardır ki o gün asıktır.

25. Bel kemiklerini kıracak bir musibete uğratılacağını sezer.

26. Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır.

27. "Kim afsun yapar, bunu kim tedavi eder?" denir.

28. Ve kendisi de bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.

29. Ve bacak bacağa dolaşır.

30. İşte o gün sevk Rabbinedir.

31. İşte o tasdik etmemiş, namaz da kılmamıştı.

32. Aksine yalanlamış ve arkasını dönmüştü.

33. Sonra da salına salına yürüyerek taraftarlarının yanına gitmişti.

34. Gerektir o belâ sana gerek!

35. Evet! Gerektir o belâ sana gerek!

36. İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

37. O, akıtılan meniden bir nutfe değil miydi?

38. Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu insan biçimine koyup şekil vermiştir.

39. Ondan erkek ve dişi iki eş yaratmıştır.

40. Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

Bu konuyu yazdır

  MÜDDESSİR SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:44 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(74. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 56 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Ey bürünüp sarınan (Resulüm)!

2. Kalk da (insanları) uyar.

3. Sadece Rabbini büyük tanı.

4. Elbiseni temiz tut.

5. Kötü şeylerden uzak dur.

6. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

7. Rabbin için sabret.

8. Sur'a üfürüldüğü vakit.

9. İşte o gün çetin bir gündür.

10. Hele kâfirler için hiç de kolay olmayan zorlu bir gündür.

11. Resulüm! Tek olarak yarattığım o adamla beni başbaşa bırak!

12. Kendisine bol bol servet verdim.

13. Göz önünde duran oğullar verdim.

14. Ve nimetleri yaydıkça yaydım.

15. Üstelik o bunu daha da artırmamı umuyor.

16. Hayır! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçı kesildi.

17. Ben onu dik bir yokuşa süreceğim.

18. Çünkü o düşündü taşındı, ölçüp biçti.

19. Kahrolası! Nasıl da ölçtü biçti!

20. Yine kahrolası! Nasıl da ölçtü biçti!

21. Sonra baktı.

22. Sonra suratını astı, kaşlarını çattı.

23. Sonra da arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

24. Dedi ki: "Bu, sadece nakledilen bir sihirdir."

25. "Bu, insan sözünden başka bir şey değildir."

26. Ben onu Sakar'a (cehenneme) sokacağım.

27. Sakar'ın ne olduğunu sen bilir misin?

28. O Sakar (insan vücudundan geriye bir şey) ne bırakır, ne de (eski haline getirip tekrar azap etmekten) vazgeçer.

29. Durmadan deriler kavurur.

30. Üzerinde ondokuz (muhafız melek) vardır.

31. Biz cehennemin bekçilerini hep meleklerden yaptık. Onların sayılarını da inkârcılar için sadece bir fitne kıldık. Ki, ehl-i kitap kesin bilgi edinsin. İman edenlerin de imanı artsın. Hem kendilerine kitap verilenler, hem de müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler: "Bu misalle Allah neyi kastetmiştir?" desinler. İşte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.

32. Hayır! Aya andolsun ki!

33. Dönüp gitmekte olan geceye andolsun ki!

34. Ağarmakta olan sabaha andolsun ki!

35. O (Sakar) en büyük belâlardan biridir.

36. İnsanlık için bir uyarıcıdır.

37. İçinizden ileri gitmek ve geri kalmak isteyen kimseler için.

38. Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.

39. Ancak defterleri sağdan verilenler böyle değildir.

40. Onlar cennetlerdedirler. (Uzaktan uzağa) sorarlar:

41. Suçlulardan.

42. "Sizi Sakar'a (alevli cehenneme) sokan nedir?"

43. Derler ki: "Biz namazımızı kılmıyorduk."

44. "Yoksulu doyurmuyorduk."

45. "Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk."

46. "Cezâ gününü yalanlıyorduk."

47. "Ölüm bize bu haldeyken gelip çattı."

48. Şefaat edeceklerin şefaatı onlara bir fayda vermez.

49. Öyleyken bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?

50. Sanki onlar ürkmüş yabanî merkepler gibidirler.

51. Arslandan kaçan.

52. Hayır! Onlardan her biri, önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini istiyor.

53. Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

54. Hayır! Şüphesiz ki o bir öğüttür.

55. Dileyen ondan öğüt alır.

56. Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha lâyıktır, mağfiret sahibi de O'dur.

Bu konuyu yazdır

  MÜZZEMMİL SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:43 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(73. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 20 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Ey örtüsüne bürünen (Resulüm)!

2. Gecenin bir kısmı hariç olmak üzere kalk!

3. Gecenin yarısında, yahut ondan biraz eksilt.

4. Veyahut üzerine biraz artır. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane, tertil üzere oku!

5. Doğrusu biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz.

6. Şüphesiz ki gece kalkıp ibadet etmek daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.

7. Çünkü gündüz vakti seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.

8. Rabbinin adını zikret ve her şeyi bırakıp yalnız O'na yönel.

9. O, doğunun da batının da Rabbidir, O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil tut (O'nun himayesine sığın).

10. Onların söylediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl.

11. Resulüm! Nimet içinde olan o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

12. Yanımızda onlar için ağır boyunduruklar ve cehennem var.

13. Boğaza takılıp kalan bir yiyecek ve acıklı bir azap var.

14. O gün yer ve dağlar sarsılır, dağlar dağılmış kum yığınına döner.

15. Doğrusu biz Firavun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de hakkınızda şâhitlik edecek bir peygamber gönderdik.

16. Firavun o peygambere karşı gelmişti de, onu çok ağır bir yakalayışla yakalayıp cezalandırmıştık.

17. Eğer inkâr ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan o günden nasıl korunacaksınız?

18. O günün şiddetinden gök yarılır, Allah'ın vaadi mutlaka yerine gelir.

19. Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine varan bir yol tutar.

20. Resulüm! Şüphesiz Rabbin biliyor ki sen, gecenin üçte ikisinden biraz eksik ve yarısında ve üçte birinde kalkıyorsun. Seninle beraber olanlardan bir tâife de kalkıyorlar. Geceyi ve gündüzü (onun vakitlerini) Allah takdir eder. O, sizin bunu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bildi ki içinizden hastalar olacaktır. Diğerleri Allah'ın lütfunu arayarak yeryüzünde seyahat edecekler, diğer bir kısmı da Allah yolunda savaşacaklar. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun. Kendiniz için önden ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu hem daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir.

Bu konuyu yazdır

  CİN SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:42 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(72. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 28 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Resulüm! De ki: "Bana cinlerden bir topluluğun Kur'an dinlediği vahyolundu." Onlar şöyle demişlerdir: "Gerçekten biz hayranlık veren çok hoş Kur'an dinledik."

2. "O, hakka ve doğru yola götürüyor. Bundan dolayı biz de ona iman ettik. Biz Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

3. "Doğrusu Rabbimizin şânı çok yücedir. O ne eş, ne de bir çocuk edinmemiştir."

4. "Meğer aramızdaki şu beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma sapan şeyler söylüyormuş."

5. "Biz, insanların ve cinlerin, Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."

6. "Gerçekten bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da, o cinlerin kibir ve azgınlıklarını artırırlardı.

7. "Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi yeniden diriltmeyeceğini sanmışlardı."

8. "Biz göğü yokladık, onu çok kuvvetli bekçilerle ve alevlerle doldurulmuş bulduk."

9. "Biz bundan evvel, haber işitmek için göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk. Artık şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözetleyen bir alev bulunuyor."

10. "Biz bilmeyiz ki, yeryüzünde olan kimseler hakkında bir belâ mı murad edildi, yoksa Rableri onlara bir iyilik mi diledi?"

11. "Biz cinlerin içinde sâlih müminler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz çeşit çeşit fırkalara ayrılmış topluluklardık."

12. "Gerçekten biz anladık ki, Allah'ı yeryüzünde acze düşürmemize aslâ imkân yok. Başka yere kaçmakla da hiçbir zaman onu âciz bırakamayız."

13. "Biz hidayet rehberi olan Kur'an'ı dinlediğimizde, ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse; o artık ne mükâfatın azalacağından, ne de haksızlığa uğrayacağından korkmaz.

14. "İçimizde kendini Allah'a vermiş müslümanlar da var, hak yolundan sapan zâlimler de var. Kendini Allah'a veren müslümanlar; işte onlar hidayet yolunu arayanlardır."

15. "Kendilerine yazık eden zâlimlere gelince, işte onlar cehenneme odun oldular."

16. Resulüm! Eğer onlar yolda dosdoğru gitselerdi, onlara bol bol su verirdik.

17. Bu nimet içinde onları imtihan edelim diye. Kim Rabbini zikirden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.

18. Mescidler şüphesiz Allah'ındır. O halde Allah'la birlikte başka birine duâ etmeyin.

19. Allah'ın kulu, O'na yalvarmak, (namaz kılmak) için kalkınca, (cinler) neredeyse çevresinde keçeleşirler, birbirine girerlerdi.

20. Resulüm! De ki: "Ben ancak Rabbime duâ ederim ve O'na hiçbirini ortak koşmam."

21. De ki: "Şüphesiz ki ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kâdir değilim."

22. De ki: "Doğrusu hiç kimse beni Allah'tan kurtaramaz ve ben O'ndan başka bir sığınak da bulamam."

23. Benim yaptığım sadece Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğ etmektir. Kim Allah'a ve Peygamber'ine isyan ederse, ona içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.

24. Nihayet onlar kendilerine vaad olunan şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir.

25. De ki: "Size vaad edilen (azap) yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar? Ben bilemem."

26. Gaybı bilen ancak O'dur. Gaybına kimseyi muttali kılmaz.

27. Ancak beğenip seçtiği elçi bunun dışındadır. Çünkü O, bunun önünden ve arkasından gözetleyiciler koyar.

28. Tâ ki, Rabb'lerinin gönderdiklerini gerçekten tebliğ etmiş olduklarını bilsin. Şüphesiz ki Allah onların yanında bulunan her şeyi çepeçevre kuşatmış ve her şeyi teker teker saymıştır.

Bu konuyu yazdır

  NUH SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:41 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(71. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 28 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrâhim.

1. Kendilerine yakıcı bir azap gelmezden önce kavmini uyar diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik.

2. Dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ki ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım."

3. "Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana da itaat edin."

4. "Ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin (cezalandırmadan yaşatsın). Bilinmeli ki, Allah'ın belirttiği süre gelince artık o ertelenmez. Keşke bilseniz!"

5. Nuh dedi ki: "Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz dâvet ettim."

6. "Fakat benim dâvetim onların ancak kaçmalarını artırdı."

7. "Doğrusu ben, senin onları bağışlaman için ne kadar dâvet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler."

8. "Sonra ben onları açıkça çağırdım."

9. "Üstelik onlarla hem açıktan açığa, hem de gizliden gizliye görüşmeler de yaptım."

10. "Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayıcıdır."

11. "Mağfiret dileyin ki, üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin."

12. "Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın."

13. "Size ne oluyor ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?"

14. "Allah sizi merhalelerden geçirerek yaratmıştır."

15. "Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"

16. "Onların içinde ay'ı bir nur yapmış, güneşin de ışık saçmasını sağlamıştır."

17. "Allah sizi yerden bitki bitirir gibi bitirmiştir."

18. "Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi tekrar çıkaracaktır."

19. "Allah yeryüzünü sizin için yaymıştır."

20. "Geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye."

21. Nuh dedi ki: "Ey Rabbim! Doğrusu onlar bana karşı geldiler. Malı ve çocuğu kendisine zarardan başka bir şey artırmayan kimseye uydular."

22. "Birbirinden büyük hileler ve düzenler kurdular."

23. "Ve dediler ki: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele Vedd, Suva', Yeğûs, Yeûk ve Nesr putlarından aslâ vazgeçmeyin.'"

24. "Böylece birçoklarını saptırdılar. Ey Rabbim! Sen bu zâlimlerin ancak sapıklık ve taşkınlıklarını artır."

25. Onlar günahları sebebiyle suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular. Kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.

26. Nuh dedi ki: "Ey Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!"

27. "Eğer sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve sadece ahlâksız ve çok nankör evlât doğurup yetiştirirler."

28 "Ey Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, inanan erkek ve kadınları bağışla! Zâlimlerin helâkından başka bir şeyini de artırma!"
 

Bu konuyu yazdır

  MEÂRİC SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:41 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(70. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 44 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrâhim.

1. İsteyen birisi inecek azabı istedi.

2. O, kâfirler içindir ve onu menedecek hiç kimse yoktur.

3. O, yükselme derecelerinin sahibi Allah'tandır.

4. Melekler ve Ruh (Cebrail) oraya miktarı (dünya senesi ile) elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkarlar.

5. Şimdi sen güzelce sabret.

6. Doğrusu onlar o azabı uzak görüyorlar.

7. Biz ise onu yakın görüyoruz.

8. O gün gök erimiş maden gibi olur.

9. Dağlar da atılmış yüne döner.

10. Hiçbir dost diğer dostunu soramaz.

11. Yalnız birbirine gösterilirler. Suçlu kişi o günün azabından kurtulmak için oğullarını fedâ etmek ister.

12. Karısını ve kardeşini.

13. Kendisini barındırmış sülâlesini.

14. Ve yeryüzünde bulunan herkesi fedâ etmek ister. Tâ ki kendisini kurtarsın.

15. Fakat ne mümkün! O cehennem, alevlenen bir ateştir.

16. Deriyi kavurup soyar.

17. (Cehennem) yüz çevirip geri döneni çağırır.

18. Mal toplayıp yığan kimseyi.

19. İnsan gerçekten pek hırslı yaratılmıştır.

20. Başına bir felâket gelince sızlanır, feryat eder.

21. Bir iyilik dokunduğunda ise cimri kesilir, onu herkesten meneder.

22. Ancak namaz kılanlar hariç.

23. Onlar ki namazlarına devam ederler.

24. Onların mallarında belli bir hak vardır.

25. İsteyenin ve mahrum olanın (iffetinden dolayı isteyemeyenin).

26. Onlar ki cezâ gününü tasdik ederler.

27. Onlar ki Rablerinin azabından korkarlar.

28. Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.

29. Onlar ki, mahrem yerlerini herkesten korurlar.

30. Ancak eşleri ve câriyeleri hariç. Doğrusu bunlar kınanamazlar.

31. Bu sınırı aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.

32. O müminler ki, emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.

33. Onlar ki şâhitliklerini yerine getirirler.

34. Namazlarına riâyet ederler.

35. İşte onlar cennetlerde ikram olunacaklardır.

36. Resulüm! O kâfirlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak sana doğru koşuyorlar.

37. Sağdan ve soldan, ayrı ayrı gruplar halinde.

38. Onlardan her biri Naîm cennetine sokulacağını mı umuyor?

39. Hayır! Doğrusu biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık.

40. Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki biz muktediriz.

41. Onların yerine kendilerinden daha iyilerini getirmeye. Hiç kimse de önümüze geçemez.

42. Resulüm! Bırak onları! Tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynayadursunlar.

43. O gün onlar sanki dikili taşlara doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden çabuk çabuk çıkarlar.

44. Gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak. İşte bu, onlara vaad olunan gündür.

Bu konuyu yazdır

  HÂKKA SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:41 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(69. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 52 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. "Gerçekleşecek olan."

2. Nedir o "Gerçekleşecek olan"?

3. "Gerçekleşecek olan"ın ne olduğunu sen bilir misin?

4. Semud ve Âd kavimleri Kâria'yı (başlarına çarpacak olan felâketi) yalanlamışlardı.

5. Bu yüzden Semud kavmi korkunç bir sesle helâk edildiler.

6. Âd kavmi de uğultulu, önünde durulmaz bir rüzgârla yok edildiler.

7. Allah onu, yedi gece sekiz gün ardarda onların üzerine musallat etti. Öyle ki, sen o kavmi oracıkta içi boş hurma kütükleri gibi yere serilmiş bir halde görürsün!

8. Şimdi onlardan hiç geri kalan görüyor musun?

9. Firavun, ondan öncekiler ve altüst olmuş şehirlerde oturanlar da hep günah işlediler.

10. Böylece Rablerinin peygamberine isyan ettiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakalayıverdi.

11. Su iyice kabarıp taştığı vakit, şüphesiz ki yüzüp giden gemide sizi biz taşıdık.

12. Onu sizin için bir ibret ve öğüt yapalım ve anlayışlı kulaklar onu anlasın diye.

13. Sur'a ilk defa üflediği zaman.

14. Yer ve dağlar kaldırılıp birbirine şiddetle çarpılarak darmadağın edildiği zaman.

15. İşte o gün olacak olur, (kıyamet kopar).

16. Gök de yarılır ve artık o gün çökmeye yüz tutar.

17. Melekler de (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, onların üzerinde sekiz melek yüklenir.

18. O gün siz huzura arzolunursunuz ve hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.

19. Kitabı sağ eline verilen kimse: "Alın kitabımı okuyun!" der.

20. "Ben zaten hesabıma kavuşacağımı sezmiştim."

21. Artık o safalı bir hayat içindedir.

22. Yüce bir cennette.

23. Meyveleri sarkmış.

24. "Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü âfiyetle yiyin, için!"

25. Kitabı sol eline verilmiş olana gelince, o da der ki: "Kitabım keşke bana verilmeseydi!"

26. "Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!"

27. "Ah! Keşke bu iş son bulmuş olsaydı!"

28. "Malım bana hiçbir fayda vermedi."

29. "Saltanatım benden ayrılıp gitti."

30. "Tutun onu! Hemen bağlayın!"

31. "Sonra atın onu cehenneme!"

32. "Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire vurun!"

33. Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi.

34. Ve yoksulu doyurmayı teşvik etmezdi.

35. Bugün onun için candan bir dost yoktur.

36. Kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur.

37. Onu ancak günahkârlar yer.

38. Görebildikleriniz üzerine yemin ederim ki!

39. Ve göremedikleriniz üzerine de.

40. Kur'an elbette şerefli bir peygamberin sözüdür.

41. O bir şâir sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

42. Bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

43. O (Kur'an) âlemlerin Rabbinden indirilmedir.

44. Eğer o (Peygamber), bize karşı bazı sözleri kendiliğinden uydurmuş olsaydı,

45. Elbette biz onu kuvvetle yakalardık.

46. Sonra da kalp damarını koparırdık.

47. Sizden hiç kimse onu koruyamazdı.

48. Doğrusu o (Kur'an) takvâ sahipleri için bir öğüttür.

49. Bununla beraber biz biliyoruz ki, içinizde onu yalanlayanlar vardır.

50. Muhakkak ki o, kâfirler için bir üzüntüdür (bir iç yarasıdır).

51. Ve kesinlikle o, şüphe olmayan bir gerçektir.

52. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et.

Bu konuyu yazdır

  KALEM SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:40 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(68. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 52 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun!

2. Resulüm! Andolsun ki sen Rabbinin nimeti sayesinde mecnun (deli) değilsin.

3. Senin için tükenmeyen bir mükâfat var.

4. Ve sen hiç şüphesiz ki büyük bir ahlâka sahipsin.

5. Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

6. Hanginizin aklından zoru olduğunu.

7. Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapanları çok iyi bilir. Hidayete erip doğru yolda olanları da O çok iyi bilir.

8. O halde (hakikatı) yalan sayanlara boyun eğme!

9. Onlar senin yumuşak ve müsamahalı davranmanı isterler ki, kendileri de sana yumuşak davransınlar.

10. Resulüm! Sakın itaat (ve iltifat) etme, alabildiğine yemin eden aşağılığa.

11. Daima kusur arayıp kınayana, söz götürüp getirene.

12. İyiliği engelleyen, haddi aşan günahkâra.

13. Kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine.

14. Çok mal ve oğulları var diye.

15. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masallarıdır!" der.

16. Biz yakında onun burnuna damga vurup işaretleyeceğiz.

17. Biz vaktiyle bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi, bunlara da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

18. Bir istisna da yapmıyorlardı.

19. Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen kuşatıcı bir âfet bahçeyi sarıverdi.

20. Bahçe kapkara kesildi.

21. Sabah olurken birbirine seslendiler:

22. "Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsulünüzün başına gidin!"

23. Derken fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular:

24. "Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanımıza sokulmasın!"

25. (Yoksullara yardım etmeye) güçleri yettiği halde, böyle konuşarak erkenden gittiler.

26. Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde biz yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

27. "Yok yok! Doğrusu biz mahrum bırakılmışız."

28. İnsaflıları şöyle dedi: "Ben size demedim mi? Rabbinizi tesbih etmeniz gerekmez miydi?"

29. "Rabbimizi tesbih ederiz. Doğrusu biz zâlimlermişiz." dediler.

30. Dönüp kabahati birbirine yüklemeye başladılar.

31. Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kimselermişiz."

32. "Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Biz sadece Rabbimize rağbet edip gönül bağlayanlardanız."

33. İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı!

34. Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında Naîm cennetleri vardır.

35. Teslimiyet gösterenleri biz suçlular gibi tutar mıyız hiç?

36. Size ne oluyor, ne biçim hüküm veriyorsunuz?

37. Yoksa size âit bir kitap var da ondan mı okuyorsunuz?

38. O kitapta: "Beğendiğiniz her şey sizindir." diye mi yazılı?

39. Yoksa: "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir." diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?

40. Sor bakalım onlara, hangisi bunu üzerine alıyor?

41. Yoksa onların ortakları mı var? Sözlerinde doğru iseler, hadi ortaklarını da getirsinler!

42. O gün baldırlar açılır ve secdeye dâvet edilirler, fakat güç getiremezler.

43. Gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür. Halbuki onlar sapasağlam iken de secde etmeye dâvet ediliyorlardı.

44. Bu sözü yalan sayanlarla beni başbaşa bırak! Biz onları bilmeyecekleri bir cihetten derece derece azaba yaklaştıracağız.

45. Ben onlara mühlet veriyorum. Şüphe yok ki, benim tuzağım metindir.

46. Resulüm! Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

47. Yoksa gayb (bilgisi) onların yanında da onlar mı yazıyorlar?

48. Resulüm! Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle! Balığın arkadaşı Yunus gibi olma. Hani o dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.

49. Şayet Rabbinden ona bir lütuf nimeti erişmemiş olsaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.

50. Fakat Rabbi onu seçti ve onu sâlihlerden kıldı.

51. O kâfirler Zikr'i işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi ve: "O bir delidir." diyorlardı.

52. Halbuki o Kur'an âlemler için bir öğüttür.

Bu konuyu yazdır

  MÜLK SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:40 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(67. Sûre)

(Mekke döneminde inmiştir. 30 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.

2. O hanginizin daha güzel amel işleyeceğinizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratandır. O Azîz'dir, çok bağışlayıcıdır.

3. O ki, yedi göğü birbiri üzerinde kat kat yarattı. Rahman'ın yaratmasında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak! Bir bozukluk görüyor musun?

4. Sonra gözünü tekrar tekrar çevir bak! Göz (aradığı bozukluğu bulamayıp) bitkin ve yorgun olarak sana döner.

5. Andolsun ki biz dünya göğünü kandillerle donattık. Onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü gidilecek yerdir o!

7. Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultusunu işitirler.

8. Cehennem neredeyse öfkesinden çatlayacak! Her topluluk onun içine atıldıkça, onun bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

9. Onlar şöyle derler: "Evet, bize bir uyarıcı geldi amma, biz onu yalanladık ve: ‘Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz.' dedik."

10. Ve derler ki: "Eğer biz kulak vermiş olsaydık veya düşünüp anlasaydık, şu çılgın alevli cehennemliklerin arasında bulunmazdık."

11. Ve böylece günahlarını itiraf ederler. Çılgınca yanan ateş halkı (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun!

12. Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar var ya, işte onlar için mağfiret ve büyük mükâfat vardır.

13. Sözünüzü ister gizleyin ister açığa vurun. Şüphesiz ki O, göğüslerin özünü bilendir.

14. Yaratan bilmez olur mu hiç? O Lâtif'tir, her şeyden haberdardır.

15. Size yeryüzünü boyun eğdiren O'dur. Öyleyse yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın, O'nun verdiği rızıktan da yiyin. Nihayet dönüş O'nadır.

16. Gökte olanın sizi yere batırıvermeyeceğinden emin mi oldunuz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır.

17. Gökte olanın üzerinize taş yağdırmasından emin mi oldunuz? Siz benim tehdidimin nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.

18. Andolsun ki, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Fakat benim intikamım nasıl oldu?

19. Üzerlerinde kanat çırpıp duran kuşları görmüyorlar mı? Onları havada tutan Rahman'dan başkası değildir. Şüphesiz ki O her şeyi görendir.

20. Rahman olan Allah'a karşı size yardım edecek askerleriniz kimdir? Kâfirler ancak aldanış içindedirler.

21. Eğer O, rızkınızı (sizden) kesiverecek olsa, size rızık verecek kimdir? Hayır! Onlar azgınlık ve nefret içinde direnip durmaktadırlar.

22. Yüzüstü tökezleyerek yürüyen mi (varılacak) yere daha iyi erişir, yoksa dosdoğru yolda düzgün yürüyen mi?

23. De ki: "Sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve gönüller veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!"

24. De ki: "Sizi yeryüzünde yaratıp öteye beriye yayan O'dur. Ve siz O'nun huzurunda toplanacaksınız."

25. Onlar: "Eğer doğru sözlü iseniz bu vaad ne zaman gerçekleşecek?" derler.

26. Resulüm! De ki: "O bilgi ancak Allah katındadır. Ben ise apaçık bir uyarıcıyım."

27. Onu (azabı) yaklaşmış gördükleri zaman, kâfirlerin yüzleri kararır. Kendilerine "İşte sizin isteyip durduğunuz şey budur!" denilir.

28. De ki: "Söyler misiniz? Eğer Allah beni ve benimle beraber olanları öldürürse veya bize merhamet ederse, kâfirleri acı azaptan kim kurtarabilir?"

29. De ki: "O Rahman'dır. Biz O'na inandık ve O'na tevekkül ettik. Kimin apaçık sapıklık içinde olduğunu yakında bileceksiniz!"

30. De ki: "Suyunuz çekilecek olsa, söyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir?"

Bu konuyu yazdır

  TAHRÎM SÛRE-İ ŞERİF'İ
Yazar: Bunalım - 12-04-2018, Saat: 22:40 - Forum: Ayetler - Yorum Yok

(66. Sûre)

(Medine döneminde inmiştir. 12 âyettir.)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Ey Peygamber! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, merhamet edendir.

2. Allah yeminlerinizi çözmeyi meşru kılmıştır. Allah sizin Mevlâ'nızdır. O ilim ve hikmet sahibidir.

3. Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü başkasına haber verdi. Allah da bunu Peygamber'e açıkladı. Bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. "Her şeyi bilen ve haberdar olan Allah haber verdi." dedi.

4. Eğer tevbe ederseniz, kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur. Şayet onun aleyhinde birbirinize arka çıkarsanız, hiç şüphesiz ki Allah onun Mevlâ'sıdır. Cebrail de, müminlerin sâlih olanları da, bunun ardından bütün melekler de ona yardımcıdırlar.

5. Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verir.

6. Ey iman edenler! Kendinizi ve âilenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında pek haşin, pek şiddetli, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.

7. Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin. Çünkü siz ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

8. Ey iman edenler! Yürekten samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün Allah Peygamber'i ve iman edip onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, utandırmayacak. Nurları önlerinde ve sağlarında koşup parlayacak. Derler ki: "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla, şüphesiz ki sen her şeye kâdirsin."

9. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir!

10. Allah, inkâr edenlere Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal gösterir. Bu ikisi, kullarımızdan iki sâlih kulun nikâhı altında iken onlara hâinlik ettiler. Kocaları da Allah'tan gelen azabı onlardan savamadı. O iki kadına: "Cehenneme girenlerle beraber siz de girin!" denildi.

11. Allah iman edenlere de Firavun'un karısı (Asiye)yi misal gösterir. O şöyle demişti: "Rabbim! Katından bana cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar, beni şu zâlimler gürûhundan kurtar."

12. Irzını korumuş olan İmran kızı Meryem de bir misaldir. Biz ona ruhumuzdan üflemiştik. Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti. O bize gönülden itaat edenlerdendi.
 

Bu konuyu yazdır