Sitemim sanadır bilesin…Ahım, zarım, figanım, feryadım sanadır…Sustu gönlümün dili sustu gülün şakıyan bülbülü bilesin… Duçar olmuşum naçar; kalmışım bu sevdadan bilesin… Ellerim arar ellerini; ellerin yok, ellerim ellerini tutamaz, Gözlerim bakmak ister gözlerine… hani nerde gözlerin yar? Gözlerim gözlerine bakamaz… Yoksun ya işte vuslata hasret geldim gidiyorum… Ellerim ellerini tutamayacak gözlerim bakamayacak gözlerine… Bilirim bu sevda bana yasak ellerin gibi gözlerin gibi tenin gibi yasak bu sevda bana… Hara düşmüş ya yüreğim hazan mevsimini yaşıyorum bilesin… Har da sen sin hazanımda sen… Susuyorum susuyorum bilmiyorsun susuzluğum sanadır. Ne hasretimi göreceksin ne sensizliğimi gideceğim uzaklara… Vakit hazan vakti, Yaprağımı rüzgârında savur uzaklara savur da alsın yeller savursun uzak diyarlara… Sensizlik benim hicretim oldu bilesin… Sevda türküleri bana yasak mutluluk Kaf dağının ardında demirden tuzak… Gideceğim bu diyarlardan tüm satırları yakarak… Bir seni bir sevgini alacağım yanıma sen diye sensizlik şerbetini içeceğim, Sen diye sensizliğe sarılacağım hıçkırarak…Kimse görmesin bilmesin beni duymasın istemiyorum sesimi… Sevdalar bana ateşten tuzak sevdalar bana yasak… Sen ki ulaşılmazımdın benim, Sen ki sebebimin sebebi olan sevgili… Derdinden yediveren gülleri solmuş çöle döndüm bilesin… Hasretinden göz pınarlarım kan damlıyor bilesin… İsterim ecelim elinden olsun, Tek kurşun, tek kurşun yeter ikincisi çok bilesin… tamamını okuyun »
Yağmurun önemini bilene sormak lazım kuru ve çatlamış toprak için… Yalnızca su mudur gerçekliği bulutların içindeki nemin? Toprağın bağrındaki kavrukluğun suya duyulan özlem için önemi yok mudur? Sen sular ülkesinde yaşayan su perisi! Güzelliğinin hangi yansımasında yanmayı reva gördün toprak misali yüreğime…
hangi güzel günün ardında seyre daldık mutsuzlukları… ardımızda bırakabileceğimiz birlikte kaç gece yaşadık… hangi umutsuz hayalleri düşlerken yastığa başımızı koyduk… ne verdi hayat bize; biz neleri kabullendik… bir hengamede bir curcunada canımız yanarken attığımız çığlıkları hangi sağır yüreklere duyurabildik…sayısını bilmediğimiz kabuslar yığınıdan uyanırken neleri ümit ettik… dalıp bir zamanın kıyısındaki isyan dolu şarkıların dinleti hayranlığına birbirimiz kaç kez düşünebildik… herşeye galip geleceğini düşündüğümüz hangi gücün arkasına sığındık…. en yıkılası halimizin bitmek tükenmek bilmeyen yorgunlukları altında ezilirken içimizde bizimle olmasını istediğimiz şey neydi…şimdi her yanımız sahte sevgi gösterileri ile sahne alan yalancılarla doluyken; hayatımızın sahnesinde birlikte kaç defa baş rol paylaşabildik yalansız, dolansız… tamamını okuyun »
uzun süredir televizyon’da tam olarak kral tv’de rastgeliyordum bu şarkıya, şarkının sözleri pek hoş. nakaratları söyleyen arkadaş şarkıya tat/renk katmış. bakalım fikirlerimiz aynı mı. sözlerini de yazayım tam olsun.
not: sözleri şarkıyı dinleyerek ben yazdım, yanlış olan kısımlar olabilir de olmayabilir de. zahmet edip okuduysanız ve yanlış bir kısma rastladıysanız bilgilendirirseniz sevinirim, teşekkür ediyorum.
seneler boyu, kaybolan seni mi aradım?
sustum, konuşmadım. yazdım, sadece.
sensiz geçen güne yazık,
havadan aklım karışık..
yoruyor yalnızlık,sonu yok belki de..
unutamıyorum inan ki ben de yar.
sana gelemem ama, hasretin beni yakar.
acılarımı ölümsüz aşkımı yaşıyorum, içimde kaldığı kadar.
gece acılara gebe, bu kadın sensiz körebe
arıyor, bulamıyor.. nerde aşk? göçebe..
bu ben miyim başkası mı? kalbimin çalan o adamı
sevdim.. hata mı? yandım.. deva mı?
tamamını okuyun »
uyku nedir?
~ bileniniz vaaaaar mı? ~ :p
(yalnız; google’dan, ek$i sozluk’ten, $urdan-burdan bulduğunuz cevaplarla gelmeyin. kendiniz olun biraz be! :} )
yine üzerimde (kocaman) bi yalnızlık bu akşam.. sanırım buhran’a az kaldı, ha geldi - ha gelecek.. ha, sen yalnızlık nedir bilir misin ki? (off, benimki de soru işte.. yoksun ki sen, kimsin ki? nereden bileceksin ki? hem bilsen, şimdiye on kere gelirdin dii mi?) sakin, sessiz akşamlarında yanına sokulup kulağına fısıldayan, acı verirken özgürlüğü tattıran.. -‘aşk acıtır’, demişti birileri-.. hissedebilir misin onu? tatlı bir rüzgar yada titrek ellerden çıkmış birkaç kırık nota.. ürkek bir dişiye dokunmak ve her temasta biraz daha kızaran yanaklarının sıcaklığını hissetmek.. saklayabilir misin peki? gölgelerle köşe kapmaca oynayan bir çocuk gibi, nereye koştuğunu bilmeden.. (koşabiliyo musun sen ya, merak ettim?)
tamam tamam, artık sormayacağım sana.. sormayacağım! çünkü biliyorum ki cevap vermeyeceksin,. kendimize söylemekten korktuğumuz her şeyi sana tekrar hatırlatsam da konuşmayacaksın.. (aman be! konuşma, hıh..) artık ne sıcak bir nefes nede yumuşak bir dokunuş var.. ne gece kadar kara saçların nede kan kırmızı dudakların var artık.. (olmasın, istemez.)
tamamen yalnızım işte.. peki sen, mutlu musun? hayallerimde var olmuşken, yine onların en kıvrak ve rengarenk özlerine geri dönüyorsun.. (ait olduğun yere git..) seni benden, beni kendimden alırken bu çelişki niye? ellerimde soluyor (hiç göremediğim) yüzün! kahpe bir rüzgar savuruyor küllerini yüzüme, bunu hak etmiyorsun! tamamını okuyun »