SİTEMKAR

Şehrin gece denilen vakti
Yollar bomboş
En az yüreğim kadar.
Yağmur yeter ağlama artık,
Göz yaşım ıslatıyor kaldırımları zaten.
Biraz isyankar, biraz hüzünlü
Yazıyorum kağıda.
“Böyle ayrılık olur mu” diye
Islana ıslana.

Bir kente ne kadar sitem edilirse,
O kadar sitem karım.
Sırf yalnızım diye,
Şu koca şehirde…..

intihar mavi..

Bizler Eceliyle Yatağında ölmeyi bekleyenler.
Kurşunla göç edenlerin Şerefine İçiyoruz.*

Dağların dorukları dumanlı olur
Geriye dönmez savaşçılar…

Fırtınayla yıkanmıştır ömürleri
Karla yıkanmıştır yüzleri…
Bu yüzden asla vedalaşmaz
Ve kılıçlarında taşırlar şiiri! .

Bu yüzden sevdaları mahzundur
Yürekleri kallavi!
Alınları ihanet vurgunudur.
Gözleri intihar mavi.

*üst yazı: Kabadayı film’i  
Şiir: Yusuf Hayaloğlu

sürgün düşler..

Sahipsiz  bir  ömrün  iç  kanamalı  yalnızlığından
Kabuslar  derliyorum,büyütemediğim  aşka..
Usul  usul  adımların  siliniyor,
Gözlerimi  ele  verdiğin  koridorlardan.
Bir  kırık  gülüş  ihbar  ediyor  ellerimi,
Dönüp  gelmiyorsun içimde  uzayan  yoldan… 

Kilitler  örülmüş  dilimde,
Şimdi  firarda  tüm  susmalar.
Izdırap  döküyorsun  yüzüme,
Kanıyor  bir  bir  tanıdık  tüm  suratlar
Yasak  çizgiler  ilişiyor  alnıma,
Varlığımdan  soyunup  kendimi,
Bir  kaçış  resmi  çiziyorsun  yollara… 

Geçmişimden  ödünç  alıp  zamanı,
Düşler  eksiltiyorsun, ömrümün  kıyılarına.
Sesi  kısık  bir  yalnızlık  kopuyor,
Terkime  attığın  her  adımda
Sözler  siliyorsun  duvarlarımdan
Batırıp  sevdayı, gözlerimdeki  sulara… 

Göğsüme  çengelle  tutunmuş  hüzün,
Yaka  paça  bir  kaçışın  esiriyim.
Güneşe  fırlatılmış  sancılarım,
İçimin  sen  yanında  yangınlar
Dili  bağlı  bir  sevdanın  izindeyim… 

Ahrazlığım  can  çekişlerimde  tutuklu
Yutamadığım  bir  ayrılık  var  dilimde.
Gözlerinin  muhbirliği  bağlıyor  ellerimi
Adımlarım  yavaş  yavaş  ölüyor
Kanı  donmuş  bir  rüya, içimde  dolanan.
Usul  bir  kıyamet  üşüdüğüm,
Yersiz  yurtsuz  düşler, yüreğine  gömdüğüm… 
Mazlum  sürgünlüğümde,gidecek  yer  arama
Parmak  izlerin  dururken  hala  yüreğimde,
Paslı  sürgüler  düşse  de  dilime
İçimdeki  müebbetliğine  ölüm  katma..
Ört  üstümü, buz  bas  tüm  sancılarıma
Ve  aşk ; tüm  saflığınla  her  yanıma  yağ !  
tamamını okuyun »

Günaydın ANKARA

güneş her zamankinden
farklı doğdu bu sabah
hayatım mı akışına girdi?
yoksa ben mi hayata alıştım?
mutlu olmak böyle birşey işte.
en uykusuz gecelerin sabahında bile
gülümseyen bir günle karşılamak hayatı.
tüm olumsuz kavramların
aklımdan silindiği
hani sadece bu sabah varda,
yarın olmayacak.
tamamını okuyun »

Beklemek

11.06.01

Nasıl harekete geçeceği bilinmeyen bir mayının yanından,
Sarsak sarhoş adımlarıyla yürüyüp geçmeye,
Kalkmaktır beklemek.
Sigara paketleriyle dostluğu çoğaltmak
Ve,
İki parmak arasının daha da sararmasıdır,
Beklemek.
Bazen umutsuzluk.
Zamanın,
İnsanın içine düşmeden geçip gidemeyeceği,
Bir tuzağıdır beklemek.
Öfke nöbetlerinin insanın aklını başından aldığı anların,
Adı da olup çıkar beklemek.
tamamını okuyun »