Bugün paylaşmak istedim işte.. Tarih: 21.03.2008 Can kardeşimiz Barış ŞİMŞİR’in oğlu dünyaya merhaba dedi.. Amca olduk yani.. Bir yandan Nevruz bir yandan Yağmur bir yandan mubarek gün Cuma bir önemli özellik (bizden iyi olmasın Arif Doğan’ın diğer Amcası Ali kardeşmizin ) doğum günü..Çok önemli bi özelliği daha var (saymakla bitmedi..) onu da Barış kardeşimiz tavuk kescek ondan sonra öğrenicez…Şimdi biz biraz daha yaşlandık şimdi biz biraz daha hayata sıkı sıkı bağlandık..Allah analı babalı bayraklı sağlıklı sıhhatli ömür, birde amcalarıyla yaşlanmayı nasip eylesin..
–Eskilerden & Yitirilmişnevarsa–
Türküyle büyümüş gençliğimiz yeni neslede farklı bir şekilde merhaba demesi beklenemezdi herhalde.. Hoşgeldin Arif Doğan..
Vatan oğul, bayrak oğul, devlet oğul, can oğul
Sevmek nedir bunu bilen aşıklara bismillah
Bu oğullar sümeyya can analardan doğdular
Rabbi esir dileklerden beşiklere bismillahAd verirken, ilk ezandan ilk duyduğun kelamda
Göz ve gönül aydınlatan ışıklara bismillah
Emeklerken, diz vurduğun iz vurduğun her yerde
Ayaklanıp atladığın eşiklere bismillah
Düşte gördüm kanlı başım peygamberin dizinde
Ocaklara eşiklere beşiklere bismillah
Karamürsel,
Kara üzüm gözlü mürsel.
tamamını okuyun »
uzun süre olmuş olan biten’i yazmayalı. dün ablamlardaydım, büyük adam küçük aşk adlı filmi izleyerek play station 2 oynayarak geçirdim zamanımı. ta ki saatler sekizi gösterene kadar. 10 gibi cüneyt (kankamdır kendileri) geldi ablamlara, otogara gittik. ahmetcim (bu da diğer kankam olur) gelmiş mersinden onu almaya gittik. sonra eve döndüm. televizyonda izlenecek birşey bulamadım, bi’mp3 cd’m vardı ablamlarda onu taktım, o ara uyuya-kalmışım. 6 buçuk gibi uyandım (akşam) sonra evime geldim. film hakkındaki tanıtım yapılan sitedeki açıklamayı paylaşmak isterim;
Nefretin yerini giderek aşka bıraktığı bir hikaye… Kahramanları 75 yaşındaki bir yargıç emeklisi ile yakınlarını köyüne yapılan bir operasyonda kaybeden küçük bir Kürt kızı…
“Büyük Adam Küçük Aşk”, tüm yakınlarını kaybeden beş yaşındaki Hejar ile huzurevine yatma hazırlığı içindeki yargıç emeklisi otoriter Rıfat Bey’in yollarının başka bir operasyon sonrasında İstanbul’da kesişmesinin öyküsü…
Türkçe’den taviz vermek istemeyen Rıfat Bey ile Kürtçe’den başka dil bilmeyen inatçı Hejar’ın ortak yaşamları itiş kakış ile başlasa da, birbirlerine ısınmaya başladıktan sonra önce Türkçe-Kürtçe öğrenirler, ardından da birbirlerini sevmeyi…
tamamını okuyun »
Süper Baba’nın müziğini flütle çalmışsanız
LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa…
SHOW TV’nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum…
Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV
Önce hüplet sonra gümlet’ hayat felsefeniz olmuşsa
Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa
Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi…)
Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız
Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız
Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız
Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)
Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa
tamamını okuyun »
fenerbahçe galip geldi, bir Türk olarak mutlu oldum; tebrikler. bazı belirtmek istediğim mevzular vardı, şuradaki yazımda bazı düşüncelerimi paylaştım. burada da az buçuk paylaşayım. edu, yine yaptı yapacağını tamam iyi bir defans, hırslı (bence) ama yaptıkları yenilir & yutulur cinsten değil. yapma edu, etme edu. sonuçta fenerbahçe 3 - sevilla 2 skoru, herşeye rağmen güzeldi. buradan semih‘e sesleneyim, çok iyi gidiyorsun; fenerbahçe’nin ve biz Türk halkının senden daha göreceği çok gol var diyerek olan biten yazımı sonlandırıyorum.
gelelim, yeni başladığım muhabbete; yani albüm tanıtımı ve düşüncelerime. bu yazıdaki konuğumuz kubat. normal şartlarda dinlemediğim, pekte hoşlanmadığım bir kişiydi kubat, (sevenlerinin affına sığınarak) ama öyle bir albümle geldi ki, darmadağın etti beni. umarım benim düşüncelerime katılanlar vardır, en azından albüm hakkında. gelelim bahsettiğim şarkılara, birinci şarkımız yar yarası. bir bülent gümüş eseriymiş, yüreğine sağlık diyorum ve sözlerini paylaşıyorum.
tamamını okuyun »
selamlar günnük,
ne zamandır karalamadım evet, biliyorum. dedim yazayım birşeyler, ve yazıyorum. uzun süredir -üni bittiğinden itibaren sanırım- bu kadar mutlu bir gün geçirmemiştim. samsun’a iki gün kar yağdı, muhteşemdi. bugünde karın keyfini çıkarmak düştü bana ve yandaşlarıma.
eski mahallemdeydim. sanırım yaklaşık -yalan olmasın- 7 sene önceki gibi. aynı yerde, çocuklarla bir olarak kaydık oradan buradan, yine -afedersiniz- iç çamaşırıma kadar ıslandım. ama değdi doğrusu. her zaman keyifsiz lanet bi’adamın yazdıklarını okudunuz veya salladınız bilmiyorum. ama bugün mutluyum. bu mutluluğu da ne zamandır yaşamıyordum. kar -bereket- iyi geldi bana. neyse şükürler olsun Allah’ım.
gelelim albüm işlerine, öncelikle yıldız tilbe demek istiyorum, -ki o benim vazgeçilmezim- güzel isimli albümle döndü, ee yine tadından yenmez bir albüm olmuş. ben tavsiye olarak bir kaç şarkı söyleyeyim, umarım beğenirsiniz. aşk bağlanmaz ki & seni anlattım aşka iyi dinlemeler, teşekkürler zamanınızı aldım. :)
mutlu yarınlar cümleten.