selamlar günlük,
olan biteni anlatmak için çok şey verirdim ama değişiklik olmadığı için es geçiyorum, bugün hazırladığım şiire geçmeden önce bi’kaç kişiye seslenmek istiyorum. Rüzgar kız özledim seni (okuyorsan şayet, ses verirsin mi?), sensizbeterim, üzgünkız sizleri de özledim/k. yaşıyorsanız (Allah uzun ömür versin) bi’ses çıkarın. şimdi gelelim korkmaz bıçkın hocanın, kıyamet balosu eserine. tavsiyelerle buyrun..
siz benim seçemediklerimdiniz..
gün oldu önümden geçtiniz, gün oldu ömrümden.
kaldıramayacak kadar ağır dert taşıyordu belki de başımız,
ya da yetmiyordu o an suyumuz aşımız..
bu yüzden göremedik birbirimizi..
bir merhaba sözcüğünün içine gizlenmiş,
o en çılgın sevişmelerin önünden geçerdik de,
akşam olunca kaderimize ağlayıp yalnızlığı seçerdik…
radyo dinlerdik çoğu gece..
bir şair yalnızlığımızı tasdikler,
her şarkıda olmayan sevgililerimizle hayalimiz dans ederdi.
tamamını okuyun »
selam bunalım. (neden böyle başladım, bilmiyorum. yani soranınız olursa falan diye şe’ettim.. üff.. neyse, başlıyim bari. )
önceleri evde hep yalnız kalmayı isterdim.. ama bugün yalnızlık nefesimi kesiyor. hiçbir ses duymak istemiyorum.. ışık görmek istemiyorum.. sanki başım çatladı-çatlayacakmış gibi bir ağrı var üzerimde.. kesik kesik nefes alıyorum.. nefes alıp verirken çıkardığım sese bile tahammülüm yok.. hiç ama hiç birşey istemiyorum bugün! sanki hayatımdan herkes birer birer kayıp gidiyor.. ya da ben mi sırtımı çeviriyorum onlara acaba? (poff, bilinmezliklerdeyim yine.) çabalamayı bıraktığım andan itibaren herşey yeniden başladı.. keşke iyi bir başlangıç olsaydı, sanki yine o dinmeyen sessiz vakitlerdi başlayan.. (böyle yazıları yazarken, neden içimden sürekli ağlamak geliyor yaa? sıkılıyorum kendimden.) tenime kimse dokunmasın çok acıyor.. çok hassasım bugün. gözlerime baksan ağlayacağım, kafam yerden kalkmıyor.. susma! lütfen.. tamamını okuyun »
uzun süredir televizyon’da tam olarak kral tv’de rastgeliyordum bu şarkıya, şarkının sözleri pek hoş. nakaratları söyleyen arkadaş şarkıya tat/renk katmış. bakalım fikirlerimiz aynı mı. sözlerini de yazayım tam olsun.
not: sözleri şarkıyı dinleyerek ben yazdım, yanlış olan kısımlar olabilir de olmayabilir de. zahmet edip okuduysanız ve yanlış bir kısma rastladıysanız bilgilendirirseniz sevinirim, teşekkür ediyorum.
seneler boyu, kaybolan seni mi aradım?
sustum, konuşmadım. yazdım, sadece.
sensiz geçen güne yazık,
havadan aklım karışık..
yoruyor yalnızlık,sonu yok belki de..
unutamıyorum inan ki ben de yar.
sana gelemem ama, hasretin beni yakar.
acılarımı ölümsüz aşkımı yaşıyorum, içimde kaldığı kadar.
gece acılara gebe, bu kadın sensiz körebe
arıyor, bulamıyor.. nerde aşk? göçebe..
bu ben miyim başkası mı? kalbimin çalan o adamı
sevdim.. hata mı? yandım.. deva mı?
tamamını okuyun »
Bugün paylaşmak istedim işte.. Tarih: 21.03.2008 Can kardeşimiz Barış ŞİMŞİR’in oğlu dünyaya merhaba dedi.. Amca olduk yani.. Bir yandan Nevruz bir yandan Yağmur bir yandan mubarek gün Cuma bir önemli özellik (bizden iyi olmasın Arif Doğan’ın diğer Amcası Ali kardeşmizin ) doğum günü..Çok önemli bi özelliği daha var (saymakla bitmedi..) onu da Barış kardeşimiz tavuk kescek ondan sonra öğrenicez…Şimdi biz biraz daha yaşlandık şimdi biz biraz daha hayata sıkı sıkı bağlandık..Allah analı babalı bayraklı sağlıklı sıhhatli ömür, birde amcalarıyla yaşlanmayı nasip eylesin..
–Eskilerden & Yitirilmişnevarsa–
Türküyle büyümüş gençliğimiz yeni neslede farklı bir şekilde merhaba demesi beklenemezdi herhalde.. Hoşgeldin Arif Doğan..
Vatan oğul, bayrak oğul, devlet oğul, can oğul
Sevmek nedir bunu bilen aşıklara bismillah
Bu oğullar sümeyya can analardan doğdular
Rabbi esir dileklerden beşiklere bismillahAd verirken, ilk ezandan ilk duyduğun kelamda
Göz ve gönül aydınlatan ışıklara bismillah
Emeklerken, diz vurduğun iz vurduğun her yerde
Ayaklanıp atladığın eşiklere bismillah
Düşte gördüm kanlı başım peygamberin dizinde
Ocaklara eşiklere beşiklere bismillah
Karamürsel,
Kara üzüm gözlü mürsel.
tamamını okuyun »
uzun süre olmuş olan biten’i yazmayalı. dün ablamlardaydım, büyük adam küçük aşk adlı filmi izleyerek play station 2 oynayarak geçirdim zamanımı. ta ki saatler sekizi gösterene kadar. 10 gibi cüneyt (kankamdır kendileri) geldi ablamlara, otogara gittik. ahmetcim (bu da diğer kankam olur) gelmiş mersinden onu almaya gittik. sonra eve döndüm. televizyonda izlenecek birşey bulamadım, bi’mp3 cd’m vardı ablamlarda onu taktım, o ara uyuya-kalmışım. 6 buçuk gibi uyandım (akşam) sonra evime geldim. film hakkındaki tanıtım yapılan sitedeki açıklamayı paylaşmak isterim;
Nefretin yerini giderek aşka bıraktığı bir hikaye… Kahramanları 75 yaşındaki bir yargıç emeklisi ile yakınlarını köyüne yapılan bir operasyonda kaybeden küçük bir Kürt kızı…
“Büyük Adam Küçük Aşk”, tüm yakınlarını kaybeden beş yaşındaki Hejar ile huzurevine yatma hazırlığı içindeki yargıç emeklisi otoriter Rıfat Bey’in yollarının başka bir operasyon sonrasında İstanbul’da kesişmesinin öyküsü…
Türkçe’den taviz vermek istemeyen Rıfat Bey ile Kürtçe’den başka dil bilmeyen inatçı Hejar’ın ortak yaşamları itiş kakış ile başlasa da, birbirlerine ısınmaya başladıktan sonra önce Türkçe-Kürtçe öğrenirler, ardından da birbirlerini sevmeyi…
tamamını okuyun »