haydar ergülen ~ yarın gece

yarın gece gideceğim bu kentten
bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri

sözüm yok işte yüzüm işte akşam
sesimde anıların sessizliği

içimde acıyla yürüyorum yolları
çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten
yorulsam da bir daha binmem o trenlere
kimse karşılamasın istasyonlarda beni

kuşsuz bir kent gizli uzayan saçlarımda
aşktan ve anılardan bir avuç külüm şimdi
ardımda usulca akan küçücük sular
bir onlar uğurluyor varacağım ırmağa

sözüm yok işte yüzüm işte akşam
sesimde anıların sessizliği

sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
söyle benim ömrüm bu kente uğradı mı
sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı?

öylesine başlar herşey..

tanışırsın, bakarsın iyi insan.. dersin zaten kötü de olsa umrunda değildir. çünkü o istediğin zaman konuştuğun, istemediğinde konuşmadığın sıradan biri.. yani senin hayatının bi`parçası değil bu yüzden de onu kolayca atabilirsin, bu yüzden onun karakterine önem vermezsin..

sonra;

onu biraz daha tanımaya başlarsın belki moralinin bozuk olduğu bi`gece MSN`de sana moral verir, belki de yolda rastladığında dayanacak bir omuz olur.. senin için ya da konuşurken sana bi`sıkıntısını anlatır ve senden yardım ister.. bunu yaparken o kadar tatlıdır ki ama üzülmesi artık seni de ilgilendirir olmuştur, çünkü artık soranlara -he evet tanıyorum- değil, -aa arkadaşım o benim ya, çok iyidir- demeye başlarsın..

daha sonra;

ilk başta fark etmezsin ama onun geçtiği yollardan “belki karşılaşırız” diye daha sık geçersin.. MSN’de herkesi kovalayıp bi onla konuşursun.. sana öyle bi`his verirki sanki senden başka kimseyle bunları paylaşmamış, kimseye bu kadar açık bi şekilde kendini ifade etmemiş gibi. herşeyini anlatır sana, bazen acı çektiğini anlatır bazende sevinçlerini paylaşır.. her ne olursa olsun onunla konuşmak onu dinlemek sana zevk vermeye başlar.. bazen sadece o anlatır sen susarsın ve içinden sadece şu geçer; -böyleleri var mı hala ya?- ya da -hayret, böylesi bana denk gelir miydi ya?- dersin.. tamamını okuyun »