kara..

ben kara bir ışıktım. uzak diyarları terk edip gelmiştim buralara. katran karasıydım çünkü hayatımda beyaza yer yoktu. can kırıklarına tıklıyordum, fikirleri süzüyordum.  sizleri duyuyor,  yorum yapıyordum. sonra bir tını geldi kulağıma bana sesleniyordu. hem yakın hem uzakta idi. görmüyordum onu çünkü kara olduğumdan beri kaybetmiştim bu özelliğimi.

“senin gölgen yok“ dedi bana. doğruydu, gölgesizdim ben. neden demedi, niye hiç demedi. olduğun bu ise, sen olmaya devam et dedi.
ben mi?
ben
sonra hatırladım beni uzak diyarlarda gölgemle bırakmıştım.
ben karayım, can yakarım, mutsuzluktur dedim adım.
merhaba dedi.
birde yağmur tanesi verdi.
şimdi buradayım, yağmur tanesiyle yıkandım, gözlerimi açtim.
saf dostluğun, arkadaşlığın, salt güzelliğin ne demek olduğunu öğrendim.
ben’in her zaman içimde olduğunu, gölgemin ise saf ışıktan kaynaklandığını öğrendim. bu ışık karşıdan gelmeliydi, karşımdansenden…

(alıntı)

aşağıdaki formu kullanarak görüşünüzü belirtebilirsiniz.