Kaçıklık Diploması
02.09.01
Güneş dede henüz Antalya’yı yakıp kavurmaya başlamamış. Pencereden bakıyorum caddeden akıp giden insan seline. İşine yetişmeye çalışan telaşlı insanların ayak seslerini dinliyorum bir süre. Bir sigara yakıyorum. Kafam karmakarışık. Düşüncelerim bulanık. Yorgun ve uykusuzum. Sabaha kadar kitap okumuşum. Gözler artık isyan ediyor bu sabaha kadar okumalara. Gözlük almam gerekecek. Ama önce kendimi dışarıya atmalıyım. Gözlük sonraki iş. Yorgunluk, uykusuzluk, kafa karışıklığı da öyle.
Sahildeyim. Sabah dalgaları henüz hırçınlaşmamış, usul usul gelip dağılıyorlar kıyıda. Ayakkabılarımı çıkarıyorum. Biraz suda yürümem gerek. Hafif serin bu. Çok iyi geliyor. Islıkla bir melodi tutturuyorum. Bir süre sonra çıkıyorum sudan. Kocaman taşların birine oturuyorum.
Epey bir süredir üzerinde çalıştığım, kafa yorduğum bir proje var. Bir yerinde takılmışım. Ne yapsam beğenmiyorum. Kendi kendime kızıyorum. Yeteneklerimle alay ediyorum. Düğümü çözersem hızlı ilerleyeceğim. Bunu biliyorum. Ama lanet düğüm bana mısın demiyor. İşte bu hallerdeyim, sahildeki o taşın üzerinde otururken.
Gözlerimi kapıyorum, bir çıkış, bir vuruş yapmalıyım.
—Tamam, tamam be!
—Oldu işte! Beklediğim şey oldu.
Bulamadığım bağlantı ne kadar da yakınımdaymış meğer. Sert düşüncelerin hemen yanında yumuşacık bir fikir. Sıcak, insancıl, sade ve net.
Hışımla ayağa kalkıyorum. Az ileride dikkatle beni izleyen köpek de doğruluyor. İki ayağının üzerinde bana bakıyor. Kendimi yola atıyorum. Sağ elimi yumruk yaparak havayı dövüyorum birkaç kez. Köpek havlıyor. Gelip geçenler tuhaf tuhaf bakıyor. Sonra denize dönüyorum ve işaret parmağımla bir şeyler mırıldanıyorum. Kendi dinimde bir dua bu. Sözlerinin anlamını yalnızca ben biliyorum. Kalbim çarpıyor. Ritmi hızlı heyecanlanıyorum. Adrenalin başımı alıp gitmiş.
Kendimden geçiyorum sanki. Çok kaliteli orgazmlardan daha çok haz alıyorum. Havaya zıplıyorum, sertçe düşüyorum yola. Birkaç kez daha zıplıyorum. İnsanlar kafayı yemiş olduğuma kesin olarak hükmetmiş olmalı. Bakışlar bunun delili gibi.
Aldırmıyorum. Bana ne insanların bakışlarından. Ben bir eserimin küçük tanrısıyım artık. Ben bir yaratıcı, bir üreticiyim. Bana özel, sadece benim olan bir şey yaratmışım.
Ve onu işte böyle kutluyorum o sahilde. Kaçıklık diploması almadım yani. Ve artık uyuya bilirim. Hem de on sekiz saat. İçkisiz üstelik…..
Gökhan Duru

30 Ocak, 2008 17:38
kardeşime yakışır eline yüreğine sağlık..
yüreğinin sahibine emanet ol..