Yitikliğimize, suskunluğa & giden gitmiştir..

Birbirimize dokunmalarımız korkak kelebeklerdir,
dokununca renkleri yıkılan..
Çünkü küskün çocuklar inanmazlar.
Ki inanmak küskün bir çocuğun en büyük kan kaybıdır.
Susarım içimde bir yangın başlar.
Dokunsam arta kalan sen, kül olan ben.
Taş duvarlar yanmaz bilirim.
Büyük yangınların isini giyinirler.
tamamını okuyun »

büyüdüm..

Herhangi bir ülkenin, herhangi bir insanı olsa da
Her çocuğun ana dilidir ağlamak
Beni bir kez güldürmedin ya
Demek ki ben seni, doğarken sevmişim!
Terk edilmeyi hak edecek kadar masumdum
Çünkü; benim aşklarımın hiçbirinde,
domuzdan elde edilmiş herhangi bir katkı maddesi olmadı
Ve sana yazdığım hiçbir şiirde, sanal aşk uygulaması yapılmadı!
Ben seni, bağıra bağıra sevdim…
Her çocuğun ana dilidir ağlamak.
Söyle; sen doğarken ağlamadın mı!?
tamamını okuyun »

Vasiyet..

Şehitlerimizin anısına,
Gene hangi duayı okudun anne,
vurulduğum yerde güneş açtı
Yine mi ağlıyorsun anne,
cennetime yağmur yağdı

Üzülme anne ağlama,
sırtımdan yedim kurşunu kalbimden değil.
Öylece duruyor hayallerim,
vatanım şerefsizlere yar değil.

Izin günümde be anam.
Yarime mektup yazdım o gün.
Kınalı ellerinin kokusunu özledim demiş,
Bir kalp çizip içine de şafağımı yazmıştım.
tamamını okuyun »

Baba, azıcık ağlasam?

O gitmiştir. Sana düşen taş gibi durmaktır. Kimse böyle olman gerektiğini sana söylemez ama sen bilirsin “taş” gibi olmak gerektiğini.

Vücudun yer çekimine karşı savunmasızdır, boylu boyunca uzanmak ister. Uzanmak da değil aslında “yığılmak”.

Yapamazsın. Düşünmen gereken başkaları vardır. Boğazına acı gelir oturur, yutkunursun. Öyle alışırsın ki yutkunmaya acını, o acı boğazına yapışır kalır. Senin bir parçan olur artık, alışırsın.

Yıllar geçer büyürsün. Hayat devam eder. Başka acılar olur, başka sevinçler. Her seferinde elin ilk önce telefona gider. Onun güven dolu sesini duymak istersin, sonra yokluğunu hatırlarsın, acı biraz daha artar, sen yine yutkunursun.

“Baba biz tatile gidiyoruz annemle. En sevdiğin yere. Ne bulurdun orada hala anlamıyoruz, ama biz seni bulmaya gidiyoruz baba!”

“Baba bir görsen öyle başarılı biri oldum ki, gurur duyardın benimle. Belki de zaten duyuyorsundur bir yerlerde.”

“Baba seni öyle özledim ki, hiç tanımadığım insanlara yokluğunu anlatıyorum burada.”

“Baba hani ben hiç ağlamadım ya arkandan, çünkü sen ağlamama dayanamazdın ya.”

“Baba, azıcık ağlasam…”

(alinti)

Eyvallah..

Sen, bilinçaltıma bilinçsizce yerleşmiş
bir iç savaşın son yaralı askeri gibi ürkek,
tüfeğini aşka çatmış yüreğimin yasadışı sevgilisiydin.

Gittiğinde, nefretinden beraat etmiş küçücük bir umudun süt annesi,
üvey sevmelerin kucağında, ayrılık emzirdi dudaklarıma.
ve yokluğunda kızamık geçirmiş yıldızlar,
pudra diye bulutları sürünce yüzlerine,
sebepsiz karardı hayallerim

Senden sonra hiçbir sevişme senin tadını vermedi
ve hiçbir ana, evladına senin adını vermedi

Belki tutmadı ellerini ellerim
belki yasaktı saçlarının ışıltısı gözlerime
çünkü hiçbir zaman inanmadın sözlerime.
tamamını okuyun »