Şehrin gece denilen vakti
Yollar bomboş
En az yüreğim kadar.
Yağmur yeter ağlama artık,
Göz yaşım ıslatıyor kaldırımları zaten.
Biraz isyankar, biraz hüzünlü
Yazıyorum kağıda.
“Böyle ayrılık olur mu” diye
Islana ıslana.
Bir kente ne kadar sitem edilirse,
O kadar sitem karım.
Sırf yalnızım diye,
Şu koca şehirde…..
27/09/02
Çok uzun zaman oldu,
Böyle sabahlara uyanmayalı.
Neredeyse 1 sene oluyor.
Sabahın en erken saatlerinde,
Uyandığında yüzüne vuran,
O tatlı serinlik,
Alır bir anda seni buralardan.
tamamını okuyun »
Eğer sevgiye kapılmışsanız ve tutkularınız olsun istiyorsanız şunları kendinize seçin;
Tutkunuz;
Sevginin içinde erimek olsun.
Tıpkı geceye şarkılar söyleyen,
Bir akarsu gibi akıp gidin….
Tutkunuz;
Aşırı duygusal davranışların getireceği,
Acıları tanımak olsun….
Tutkunuz;
Kanatlanmış bir yürekle,
Sabaha gözlerini açıp,
Sevgi dolu bir güne başlayabiliyor oluşa,
Teşekkür etmek olsun….
tamamını okuyun »
Kınalı Ali
Çanakkale Zaferi Üst teğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordu nerelisin gibi sorular soruyordu.
Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü. Merakla “adın ne senin evladım” der.
Çocuk “Ali” diye cevap verir. Nerelisin? der. Ali Tokat Zilede’ nim der.
“Peki evladım bu kafanın hali ne?” Ali “anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım der.
Neden? der komutan. Ali “bilmiyorum komutanım” der: Peki gidebilirsin Kınalı Ali” der. O günden sonra herkes ona Kınalı Ali der.
Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali’nin okuma yazması da yoktur arkadaşlarından yardim ister ve hep beraber başlarlar yazmaya.
tamamını okuyun »
28.07.02
Gece bir başıma, kentin ışıklarına dalıp gidiyorum. Binlerce sevdanın anayurdu olan Bursa, bu kez benim acılarıma tanıklık ediyor. Yaz ortası ama içim titriyor. Geceleri seninle yaşamaya alışmış olan ben, şimdi öylesine içimdeki acının azalmasını bekliyorum. Hiçbir şey yapmak gelmiyor içimde. Neresine baksam seni gördüğüm bir şehrin içinde yaşamak en dayanılmaz işkence. İçmek istiyorum, bira şişesinde boğulmak….sonra ? Sarılsam ne olacak ki kadehlere? Sarhoşluğun kucağında kaybetsem kendimi ne olacak ki? Sabah uyandığımda en acı gerçek olarak dikilmeyecek mi karşıma sensizlik? Boş boş bakmayacak mıyım yine duvarlara?
Geçecek elbette, zaman sensizliğin acısını silecek içimden. Alışacağım böyle yaşamaya. Çünkü senden öğrenmedim ben aşkı. Giderken aşkı da götürmüş değilsin. Senden önce de vardı içimde, senden sonra da olmaya devam edecek. Yokluğun ağlatıyor beni. Kendime kurduğum tuzakta çaresizce çırpınışım geldikçe aklıma, sessizce dökülüyor gözyaşlarım. Beynimin içinde cevapsız yığınla soru dolanıp duruyor. Aslında her sorunun bir cevabı var ama benim onları yanıtlayacak cesaretim yok. Böylesine güçsüz olmaktan nefret ediyorum. tamamını okuyun »