alper kürük ~ anneler günü için

sözüm gabiye değil, lâftan anlayanadır
kadın doğurmasa da o her zaman anadır.

erkeğin kazandığı, mal, mülk, onca paradır
süs, kozmetik sanayi hep kadından yanadır.

Havva ana Adem’in kemiğinden halkoldu
oysa bütün insanlık Havva ile var oldu.

hayat erkekte başlar, kadın ile var olur
tek kadın doğurunca, tüm kadın ana olur.

kaynana dedikleri anasıdır erkeğin
sürtüşme sürecektir dünya sonuna değin.

gelini olan kadın bence cici anadır
herşeye karışırsa o kadın kaynanadır.

yoksul köylü kadını tarlada atar çapa
varsıl sosyetedeki etrafa satar caka.

yavrusunun başını uyurken kaşıyan o
vatan için mermiyi sırtında taşıyan o.

süslüsü, süssüzü de hem kadın, hem anadır
helâl süt emmiş ya da sütsüzü şansınadır.

kadın için yatırım gümüşe, altınadır
CENNET bile ANANIN AYAĞI ALTINADIR.
tamamını okuyun »

Aşk sizce böyle birşey mi?

ona dokunmak gelir içinizden. elini tuttuğunuzda avcunuzda bir sıcaklık olur, eliniz yanar sanki. elinizi kalbine götürdüğünüzde uyurken bile kalbi daha hızlı  atmaya başlar. sonra kendi kalbine dokundugunda ki dokunmanıza bile gerek yoktur öyle hızlı çarpar ki.  ona baktığınızda gecmişe yada  şuana değil geleceğede baktığınızı hissedersiniz. hep onunla olmayı düşünürsünüz o da bunu hisseder ve görür zaten. hayır görmüyorsa ortada aşk da yoktur. hani şair demiş ya gel dersem gel git dersem gitme.. o gelsinde hiç gitmesin istersiniz..

http://www.youtube.com/watch?v=DFuRZV6BH4E&feature=related

saskin filminden alıntıdır.

SİTEMKAR

Şehrin gece denilen vakti
Yollar bomboş
En az yüreğim kadar.
Yağmur yeter ağlama artık,
Göz yaşım ıslatıyor kaldırımları zaten.
Biraz isyankar, biraz hüzünlü
Yazıyorum kağıda.
“Böyle ayrılık olur mu” diye
Islana ıslana.

Bir kente ne kadar sitem edilirse,
O kadar sitem karım.
Sırf yalnızım diye,
Şu koca şehirde…..

aŞk.

sana aşkı anLatamam aşk anlatıLmaz(mış) yaşayanLar öyLe söyLüyor….
peki diyeceksin nasıL yaşan(mış) o zaman diyeceksin hatta dedin biLe: )
aşk kör neden kör kendinden başkasını görmez
aşk sağır kendinden başkasını duymaz
aşk diLsiz sadece kendisini konuşur

aşk bir aLdatmacadır herkesi aLdatır birtek kendini aLdatmaz…

yorgunum.. büyüdükçe yoruldum!

bugün bilmem ne sokakta, yanıma yalnız kendimi alıp yürüdüm.. güne akşamüstü iniyor şimdilerde, yavaş yavaş.. iki yana dizilmiş ağaçlarda bağırıp duran kuşlar var.. “niçin bağırıyorsunuz, bu telaş ne?” diye sormak için kuş olmak istedim Nihal! o zaman belki bir kuş da bana sorar, boğazımı yırtmak için gelen çığlığın sebebini.. bilirsin ya, tutunamaz insan kendine, elinden kaçırır kendini.. bir kuş da olsa beni tutan, yeter ki tutsun der.. bugün öyleyim Nihal. yani hüzünlü, yani biçare ve ıssız..

bir yel saçlarımıza vursa iyi niyet kabul ederdik, sonraki yoluşlarını görmezden gelerek.. sonra o günün kalbine çaktığımız çiviyi çıkarmak için sözü tazeler, sohbetin ortasına bir tebessüm düşürürdük.. burukluğumuz çabuk biter, yüzümüz birden aydınlanırdı.. iri çakıllı, bol tabelalı bir yoldu gençliğimiz.. birlikte başlamıştık yürümeye!

şimdi ne zaman kan birikse gözüme kimsenin fark etmediğini fark edip, kendimi teselli için çabalıyorum.. tek kişilik teselli olmuyor Nihal.. Duvarlar savunmasızlığımı fırsat bilip, “dan dan dan” üç kurşun sıkıp beynime, vuruyor beni..
vuruldukça eksiliyorum.. o zaman bir dervişin eteğine yapışıp gidesim geliyor.. yarım aklımı, teselli fukarası kalbimi alıp gitmek istiyorum.. sonra durup yüreklere ağlıyorum oracıkta..

umarsız değilim Nihal.. umarsız değilim de.. güneş geceye karıştı, aydınlık karanlığın içine düştü.. umut ise her seferinde farklı bir suretle çıkıyor karşıma..

bilmem hatırlar mısın Nihal, cüzdanımı kaybetmiştim de sen harçlığını bana vermiştin.. ben o harçlıkla ikimize yarım birer yoksulluk satın almış, çekingen ellerimle, yarısını sana vermiştim.. yoksulluğu seviyorduk ne de olsa.. birbirimizi yoksullukta bulmuştuk.. şimdi ne zaman zengin bir kahkaha atsam, yanına fukara bir hüzün koyuyorum..

ah Nihal.. kaç seste kaybettik sesimizi.. suskunluğum dilsiz oluşumdan değil. suskunluğum, aşkın olanaksızlığında kaybettiğim lisanın, biçare düşüşüdür gırtlaktan aşağı.. biçareyim Nihal.. zamana hayıflandım.. o kadar zaman.. nasıl da geçti! saatlerde kaybettim seni & beni.. bir yana bükülmüş bir ağaç gibiyim, dallarım yere değiyor. ne zaman gökte kuş sürüsü görsem kanatlanıyorum.. böyle yarımken, uçmak mümkün müdür Nihal?
tamamını okuyun »