bugün bilmem ne sokakta, yanıma yalnız kendimi alıp yürüdüm.. güne akşamüstü iniyor şimdilerde, yavaş yavaş.. iki yana dizilmiş ağaçlarda bağırıp duran kuşlar var.. “niçin bağırıyorsunuz, bu telaş ne?” diye sormak için kuş olmak istedim Nihal! o zaman belki bir kuş da bana sorar, boğazımı yırtmak için gelen çığlığın sebebini.. bilirsin ya, tutunamaz insan kendine, elinden kaçırır kendini.. bir kuş da olsa beni tutan, yeter ki tutsun der.. bugün öyleyim Nihal. yani hüzünlü, yani biçare ve ıssız..
bir yel saçlarımıza vursa iyi niyet kabul ederdik, sonraki yoluşlarını görmezden gelerek.. sonra o günün kalbine çaktığımız çiviyi çıkarmak için sözü tazeler, sohbetin ortasına bir tebessüm düşürürdük.. burukluğumuz çabuk biter, yüzümüz birden aydınlanırdı.. iri çakıllı, bol tabelalı bir yoldu gençliğimiz.. birlikte başlamıştık yürümeye!
şimdi ne zaman kan birikse gözüme kimsenin fark etmediğini fark edip, kendimi teselli için çabalıyorum.. tek kişilik teselli olmuyor Nihal.. Duvarlar savunmasızlığımı fırsat bilip, “dan dan dan” üç kurşun sıkıp beynime, vuruyor beni..
vuruldukça eksiliyorum.. o zaman bir dervişin eteğine yapışıp gidesim geliyor.. yarım aklımı, teselli fukarası kalbimi alıp gitmek istiyorum.. sonra durup yüreklere ağlıyorum oracıkta..
umarsız değilim Nihal.. umarsız değilim de.. güneş geceye karıştı, aydınlık karanlığın içine düştü.. umut ise her seferinde farklı bir suretle çıkıyor karşıma..
bilmem hatırlar mısın Nihal, cüzdanımı kaybetmiştim de sen harçlığını bana vermiştin.. ben o harçlıkla ikimize yarım birer yoksulluk satın almış, çekingen ellerimle, yarısını sana vermiştim.. yoksulluğu seviyorduk ne de olsa.. birbirimizi yoksullukta bulmuştuk.. şimdi ne zaman zengin bir kahkaha atsam, yanına fukara bir hüzün koyuyorum..
ah Nihal.. kaç seste kaybettik sesimizi.. suskunluğum dilsiz oluşumdan değil. suskunluğum, aşkın olanaksızlığında kaybettiğim lisanın, biçare düşüşüdür gırtlaktan aşağı.. biçareyim Nihal.. zamana hayıflandım.. o kadar zaman.. nasıl da geçti! saatlerde kaybettim seni & beni.. bir yana bükülmüş bir ağaç gibiyim, dallarım yere değiyor. ne zaman gökte kuş sürüsü görsem kanatlanıyorum.. böyle yarımken, uçmak mümkün müdür Nihal?
tamamını okuyun »